Cemil Meriç Vatan Sözleri , Cemil Meriç Jurnal Sözleri , Cemil Meriç Şiirleri

Cemil Meriç, muhteşem felsefi, ilmi sözleriyle ufkumuzu açacak. Meriç’e ait olan bu sözleri bir kaç kez okuduktan sonra üzerinde konuşarak anlamaya çalışınız. Cemil Meriç‘in sözlerinin içinde birçok anlam gizlidir. İşte en güzel Cemil Meriç sözleri…

Muhteşem felsefi, ilim ve şair olan Cemil meriç sözleri bu ülke, cemil meriç jurnal sözleri, cemil meriç kitapla ilgili sözleri, cemil meriç sözleri facebook, cemil meriç sözleri tumblr, cemil meriç siyaset sözleri, cemil meriç insanlar sevilmek için, cemil meriç şiirleri yazımız da bulabileceksiniz.

Cemil Meriç Kim

Cemil Meriç, 1912 Balkan Savaşı sırasında, Yunanistan’dan Hatay’a göçen göçmen bir ailenin çocuğudur. Babası, Niyazi Bey Antakya’da Ziraat Bankası müdürlüğü ve mahkeme reisliği görevlerini yapmıştır. Cemil Meriç, 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da hayata geldi. Hatay Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü kazandı.

Öğrenimini tamamlayamadan da tekrar Hatay’a döndü. Bir süre kadar ilkokul öğretmenliği ve tercüme kaleminde reis muavinliği görevlerinde bulundu. Daha sonra da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Elâzığ Lisesi’nde 1942-1945 tarihleri arasında, 2 yıl Fransızca öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi’nde yabancı diller bölümünde 1946 yılında okutman olarak çalıştı . 1955’te ise gözleri kör oldu ve görme yetisini kaybetti. Paris’e gitti ve 6 ay kadar tedavi gördü ancak bir netice alınamadı. Tekrar Türkiye’ye döndü ancak bir süre kadar hastalığı sebebiyle ağır bir bunalıma girdi. Fakat öğrencilerinin destek ve yardımlarıyla çalışmalarını ölene kadar büyük bir özveriyle sürdürdü. 1974 yılında İstanbul Üniversitesinden de emekli oldu. 13 Haziran 1987’de İstanbul da hayatı sona erdi.

Cemil Meriç Vatan Sözleri

Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazine.


Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz”laştıranlardır.


  • Çağdaşlaşmak, Avrupa’nın yeni bir ihraç metaı, kokain ve LSD gibi.

Akıl, devlerin değil cücelerin silahı.


Cemil Meriç Sözleri

Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları onlar bayraklaştırıyor. Yığınlar, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar.


Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.


Osmanlı için şuurdur din, tesanüttür, sevgidir. Osmanlı toplumu insan haysiyetine ve inanç birliğine dayanır.


Mefhumların kâh gülünç, kâh korkunç maskelerle raksa çıktığı bir karnaval balosu, fikir hayatımız.


Avrupa Tanzimat’tan beri aynı emelin kovalayıcısıdır: Türk aydınından mukaddesi öldürmek. Mukaddesi yani İslamiyet’i.


Sayfalarımız >>> Küçük İskender Sözleri


Nezleye yakalanır gibi ideolojilere yakalanıyoruz, ideolojilere ve kelimelere.


Her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette!


Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuştur.


Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.


Yobaza düşmanlık, tarihe düşmanlık. Yobaz biziz, en güzel taraflarımızla.


Ve ilmin çarkı, küflenmiş bir saatin akreple yelkovanı gibi kendi öldüğü gün durmayacaktır.


Tanzimat sonrası Türk aydınına en çok yakışan sıfat müstağrip. Edebiyatımız bir gölge-edebiyat; düşüncemiz bir gölge-düşünce. Üç edebi nevi itibardadır: Taklit, intihal, tercüme.


Çağdaşlaşmak neden Avrupa’nın putlarına perestiş olsun?


Avrupa Osmanlı ülkesine papaz ihraç eder. Hristiyanlığa davet için mi? Ne münasebet. Tek emeli Osmanlı’yı dinsizleştirmek. Dinsizleştirmek, yani etnik bir toz haline getirmek.


Argo, kanunlardan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların… Argo, korkunun ördüğü duvar.


Her çağ kendi rüyalarını, kendi emellerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını. Uğrunda sel gibi kan akıtılmış. Nedir bu demokrasi? https://www.kalptensozler.com/cemil-meric-sozleri.html


Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş.


İrfan düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime.


Murdar bir hal’den muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.


Çağdaşlaşmanın halk vicdanında adı asrileşmektir; asrileşmek yani maskaralaşmak, gavurlaşmak.


  • Şiddeti yok eden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezeli mazereti: son kavga olmak.

Türk düşünce tarihi, ülkesiyle göbek bağını koparan bir intelijansiyanın dramı.


İnsanından kopan intelijansiyanın kaderi suya nakışlar çizmek.


Anlamlı Cemil Meriç Sözleri

Dante cehennemi anlayamamış dostum. Cehennem hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak, ağlayamamak.


Yaprak ağaçtan düşünce, rüzgarın oyuncağı olurmuş.


Hayır” diyebilmek bir fazilettir.


  • Taraf tutmayan insan, şahsiyeti felce uğramış insandır. Ben tarafım, hakikatin tarafıyım.

Aydın olmak için önce insan olmak lazımdır. İnsan, mukaddesi olandır.


Neredesin, yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul dost?


Düşman, hepimizin ortak düşmanı: Yalancı Avrupa ve şuursuz Orta Doğu insanı.


Cemil Meriç Vatan Sözleri

Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun! Göreceksiniz çok kalabalık olacaksınız!


Akıl doğruyu gösterir, iyi ve kötüyü ayıran gönüldür.


  • Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur.

Çığlıkta ahenk aranmaz.


İnsanlara değil, Tanrı’ya itaat edeceksin.


Samimiyet öyle bir dildir ki kör de görür, sağır da duyar.


Yürümesini bilmeyenler, koşanlara kızarlar.


Cemil Meriç Jurnal Kitabı Sözleri

Bana öyle geliyor ki, kapakları açılmış bir baraj gibi kelimeler boşanacak içimden. Günlerce, aylarca. Ama bu kelimelerin hangi düşünce çarklarını döndüreceği belli değil.


Din, aşk, şiir: boşlukta yuvarlanan insanın bir yıldıza attığı merdivenler.


Ey karşısında vecitli saatler yaşadığım seki dostum kağıt! Ne zaman derdime kulak verecek, ne zaman kafamdakilere mâkes olacaksın? Fikirler kelebekler gibi, onları hafızaya iğnelemeye çalışınca bir toz yığını haline geliyorlar.


  • Her zafer bilhassa onu hak etmeyenler için ağır bir yüktür.

Sevmek yaşamaktır.


Bir öfkenin, bir acının kızgın demiri kalbinize dokunmadıkça ses gelmiyor ondan. Halbuki bizden ebediyete kalacak: bu çığlık. Sevinç çığlığı, azap çığlığı, merhamet çığlığı.


Cemiyet bir sümüklüböcek gibi ezer seni, zırhlı değilsen.


İstikbali dokuduğumuz bir ipliktir zaman.


Değerler levhasının her gün yazılıp bozulduğu bir çağda hareketlerimizi, yöneltecek kıstas nerede?


Bütün gayretlerimizin ortak bir hedefi olmalı: Kendimizi ben’in diktatörlüğünden kurtarmak.


Kelime leşleriyle dolu bir kafatası, hora tepen mefhumlar; kaypak, insicamsız ve ipliği kopmuş tespih taneleri gibi her biri bir tarafa dağılıveren kelimeler…


Göz yaşlarından inci yapmak… şairin kaderi bu. Bu incilerin bir sevgili kâkülünde pırıldadığını görebilmek de en büyük mükafatı.


Görmeyen insan, bozuk bir ampul gibi manasız; bıraktığınız yerde klan bir paket; içinde eski hatıralar olduğu için arada bir karıştırılmaya layık… Çocukken oynadığımız taşbebek gibi atmaya kıyamadığımız acayip bir külçe.


Sayfalarımız >>> Attila İlhan Sözleri


Heyecan daima taze, kelime ezelden beri eski.


Toprak olmak. Bağrında çiçeklerin yükseldiği bir toprak ve çiçeklerde yaşamak…


Kafası boşlukta dönen bir çark gibi manasız ve faydasız uğultularla dolu. Hatıralar çabuk biten ve okuna okuna hiçbir cazibesi kalmayan eski bir kitap gibi.


Zaten tecrübelerin bar bar bağırmasına rağmen kaosun sırtına mantık kaftanını giydirmeye çalışmak ayrı bir mantıksızlık.


Cümle bazen bir çığlıktır, bir şimşek pırıltısıdır, yanar söner.


Ey Beklenen! Ne zaman gözlerinin yıldızı bu heyulayı dağıtıverecek?


Deha dikenli bir taç.


İnsan tek başına kendisini şekillendiren bir bütün değil.


İnsan kendi varlığını her gün biraz daha az kusursuz bir heykele benzetmek için boşuna gayre harcıyor.


Felaketlerimiz üzerinde durmak, dikkatimizi kalptensozler.com fizik ve manevi yaralarımıza teksif etmek bizi köstebeklerle aynı seviyeye indirir.


Hürriyet yetenektir, güçtür, bağımsızlıktır.


Hayatımıza salgı bezlerimiz hükmediyor. Şuurun karanlık bölgelerinden yükselen çığlıkları susturamıyoruz.


  • Sudaki aksine iğrenen Narsis: çağımız aydını.

Oyuncak değiştiren çocuk daima daha kötü, daha hantal, daha tehlikeli oyuncaklar peşinde.


Ey müminler, saadetinizi gölgeleyen tek ıstırap, inanmayanlara karşı duyulan merhamet olmalıdır.


Tarih galiplerin yazdığı bir kitap.


Umrandan Uygarlığa Sözleri

İnsanlara değil, Tanrı’ya itaat edeceksin.


İki yol var insan için: Kendi kendini imha veya gerçekten insanlaşmak


Batıda ıslah korumak içindir, bizde yok etmek için.


Bilmek kıyas etmektir. Kendinizi tanımayınca, başka ülkelerle nasıl kaşılaştırabiliriz?


Bir Hint bilgesi, hatadan hakikate geçilmez diyor. Bir hakikatten başka bir hakikate geçilir.


İman şüpheyi nasıl anlar?


  • Batıyı ihya eden zihniyet, bizi çökertiyor.

Batıyı her alanda taklit etmek hataların en büyüğü.


 “Hangi Batı” bir facianın hikayesi: iki yüzyıldan beri kurbanı ve kahramanı olduğumuz bir facianın.


Vatanlarına hiçbir manevî haz duymayanların, bu vatanla nasıl bir ilgileri olabilir?


Cemil Meriç Kitaptan Güzel Sözler

Çiçeklere benzer duydular: Gönüllerde yıldız yıldız açılır, meyve olur, ağaç olur; nesiller dinlenir gölgesinde: muzaffer alınlarda taç olur.


Sanatkâr yaralarını göz önüne sererek merhamet dilenen çanak yalayıcı değildir.


  • Bu millet on senede bir değişen hafızasız nesiller amalgamı…

Mazi yok, tarihimizi tanımıyoruz. Din ölüm yatağında.


Günler sam yeli, sen çöl, sen kumdan bir tepecik.


Doğuramamak çoğalamamaktır. Çoğalamamak ölmek.


Her yazı meçhule atılan bir kement. Her söz bir davet.


Aşkın kendisine has sezişleri, keşifleri var.


Tarihin ölüme mahkûm ettiği kavimlerde hep aynı psikoz: kendini küçük görme psikozu.


Hayata zincirliyiz kollarımızdan, zaaflarımızdan çiviliyiz.


Günler senden birer parça götüren haramiler, kırk haramiler, kırk bin haramiler.


En acı hatıralar kelimeleşince nasıl bayağılaşıyor.


Hakikat o kadar çirkin mi? Neden süprüntü kutularından tedarik ettiğiniz paçavralara sarıp sarmalıyorsunuz?


Yani dünle yarın arasındaki kopuş hazin, çünkü yarın şimdiden dün…


Sevdiklerimiz bazen bir vicdan azabı.


Bulutlara benzer duygular: Turuncu, erguvan, beyaz. Bir rüzgar sürükler hepsini. Bulutlara güven olmaz.


Sayfalarımız >>> Cemal Safi Sözleri


Aydın, Tanzimat’tan beri Barı Kapitalizmin şuursuz simsarı.


Sanatın vazifesi faniyi ebedileştirmek, tabiattaki korkunç tahrip dehasıyla göğüs göğüse mücadele etmek değil mi?


Tımarhaneler uzviyetinin emirlerine kulaklarını tıkayan gafillerle dolu.


Düşen tutunacağı dalı seçmez.


İki tarih var: bütün fatihleri birbiri üstüne yığan, zamandan faydalanan milletlerin tarihi, mirasyedi milletlerin tarihi.


İnsan mağarasını terk etti edeli kaderle boğaz boğazadır. Kaderin ilk tecellileri fırtına sel, gece ve canavarlar. İnsan bunları ehlileştirdi. Ehlileştiremediği tek düşmanı kaldı: kendisi.


Trajedi destanla akraba.


İnsan belki de kâinatın en garip macerası.


İnsanlar görüyorum… yangıdan kaçar gibi kaçıyorlar vazifeden. Önlerinde uçurum. Bir uçurum ki memleketin insanlarıyla dolu… bir uçurum ki uçsuz bucaksız… uçurum değil, bir ejderin ağzı.


Kadın da bayrak gibi bir sevgiyi mihraklaştırdığı ölçüde kutsallaşıyor.


  • Kelimeler bütün bir devri aydınlatan ateş böcekleri.

Sürü ile acı çekmek, acı çekmemek gibi bir şey. Sürünün terk ettiği hasta bir koyun olmak güç.


Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor yurdundan. Hayır, kirlettiği bir odadan kaçar gibi. Unutuyor ki vatanı kenefe çeviren kendisi.


Fabrikaların uğultusu, İsrafil’in suru gibi, insanların uykusunu kaçırıyor.


Cemil Meriç Şiirleri

Şiirlerimiz aşağıda bulabilirsiniz.

Yolcu

Bugün son sinek de soğuktan öldü
Son gül soldu,son yaprak döküldü
Ay bulutların içine gömüldü
Son ahbap da diyar-ı ahirete göçtü

Bir bu heyhula kaldı buracıkta
O da ölümünü bekliyor küçük bir odacıkta
Bir damla su misali küçük bir kovacıkta
Bir mezardır istediği kdüz bir ovacıkta

Halini soran yok mu bu kimsesize
Sorarlar bir gün bunun hesabını size
Muhtaç bu garip bir çift söze
Basar bağrını küçük bir köze


Hüzünlü Gurbet

Güz mevsiminin ortasındayız
Dağların tepelerinde kar var
Kar bir yük gibi binmiş dağlara
Benim hüzünle yüklendiğim gibi adeta
Dağ nice yükler kaldırır daha
Oysa ben
Diyar-ı gurbette
Küçük bir han odasında
Mum ışığının altında
Bilmem daha ne kadar yük kaldırabilirim
Bilmem daha ne kadar dayanabilirim gurbete
Hüzünlü Gurbete
Karlar eridiğinde mi kavuşurum acaba
Geride bıraktığım ahbaba
Kader güldürür benim de yüzümü elbet
Biter elbet bu Hüzünlü Gurbet


Bi Çare Aşık

Seni düşünüyorum gecenin sessizliğinde
Bir ateş yanıyor ruhumun derinliklerinde
Hayallerinle besleniyor bu ateş
Ben ölsem de hiç sönmeyecek bu ateş

Bir an kaybolsan hayalimden
Olur bu dünya bana cehennem
Ne zaman biter bu aşk bilmem
Sensiz olamam bir an bile ben

Hani hasret kalır ya toprak suya
Hasretim sana toprak misali
Ne mecnunlar gördü bu dünya
Leyla olmazsa zindan misali


Özlü Sözler kategorisinde  en güzel  Cemil Meriç Vatan Sözlerini hazırlamaya çalıştık. Sizlerinde sayfamıza katkı sağlamak isterseniz yorum kutusuna güzel sözlerinizi bekliyoruz. Sitelerimizi Sosyal medya hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

Diğer Sayfalarımız; İlhan Berk Özlü Sözleri , Mevlana Celaleddin Rumi Sevgi Sözleri

Bizim Sosyal Hesaplarımız;  Facebook    Twitter    Instagram    Google+    Pinterest 


 A    B    C    D    E    F    G    H     I     J    K    L    M    N    O    P    R    S    T    U    V    Y   

Paylaş

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.