Ebu Hanife Sözleri

Ebu Hanife Sözleri, Ebu Hanife Sözleri Yeni, Ebu Hanife Sözleri Hazır, Ebu Hanife Sözleri Twitter , Ebu Hanife Sözleri Facebook, En İyi Ebu Hanife Sözleri, Yeni Ebu Hanife Sözleri, En Güzel Ebu Hanife Sözleri, Ebu Hanife Sözleri Uzun, Kapak Ebu Hanife Sözleri, Etkileyici Ebu Hanife Sözleri

Ebu Hanife Kim

İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hanefi Mezhebi’nin kurucusudur. Asıl ismi Numan b. Sabit’tir. Hicri 80 tarihinde Kufe’de doğmuştur. Babası Sabit, Hz. Ali ile görüşmüş ve O’nun hayır duasını almıştır.

Ebu Hanife’nin ceddi Horasan’dan Kufe’ye yerleştiği için O’nun Türk, Faris ve Irak’ın yerli halkı olduğu hususunda ihtilaflar doğmuştur. Arap olmadığı tahmin edilmektedir.

Çok küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiş, Gramer, Hadis ve Tefsir ilimlerinde çalışmıştır. Hocası Hammad Bin Süleyman’ın O’nun yetişmesinde büyük tesirleri olmuştur. İmam-ı Azam’da ömrünün sonuna kadar O’na saygı göstermiş, rivayetlere göre Hammad’ın yanında ayaklarını uzatmamıştır.

Sık sık Basra ve Hicaz’a gidip gelen Ebu Hanife, hocası ölünce O’nun kürsüsüne geçerek ders vermeye başladı. Her taraftan pek çok sayıda öğrencisi oldu. Bunlar arasında İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Ebû Yusuf büyük şöhretlere eriştiler. İslam Fıkhı onlar sayesinde gelişti, tekamül etti.

İmam-ı Azam Emeviler devrinde Irak Valisi İbn-i Hübeyre’nin kadılık teklifini kabul etmemiş, bu yüzden hapse atılmıştır. Daha sonra Abbasiler hilafeti ele geçirince bu sefer Mansur aynı teklifde bulunmuş, İmam-ı Azam bunu da kabul etmemiştir. Mansur büyük alimi hapse attırmış, kırbaçlatmıştır.

Kendisine Ebu Hanife denilmesinin sebebi son derece temiz ve kibar bir insan oluşu dolayısıyladır. Aynı zamanda sorulan soruları kaydetmek için yanında daima kalem ve kağıt bulundurduğu için de Ebu Hanife diye anıldığı söylenir.

Son derece zeki bir insandı, zamanını kısımlara ayırır; ticaret yapar, talebe okutur, evinin ihtiyaçlarını görürdü. Pek çok fakire yardım etmiş öğrencilerden bir çoğunu maddî yönden desteklemiştir.

İmam-ı Azam’ın Fıkh-ı Ekber, Fıkh-ı Ebsat, Alim ve-Müteal-lim, Vasiyet, Müsned gibi çok değerli eserleri vardır.

Hanefi mezhebinin bu büyük imamı Hicri 150 yılında vefat etmiştir.

Ebu Hanife Sözleri

Şaşarım şu kimseÎere ki, zanÎa konuşurÎar ve onunÎa ameÎ ederÎer.

KuÎÎarın birbirÎerine karşı işÎedikÎeri suçÎar, kendiÎeri için bir zuÎümden ibarettir.

Bir kimsenin ilmi, kendisini AÎÎahü teâÎânın yasakÎarından men etmiyorsa, o kimse büyük tehÎikededir.

Mümin, Allahü teâlâdan korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmaz. Şiddetli bir hastalığa yakalanır veya feci bir kaza veya belaya uğrarsa, gizli veya açık; “Ya Rabbi, bana bu belayı neden verdin?” diye şikayetçi olmaz. Tersine hastalığa, belaya ve kazaya rağmen Allahü teâlâyı anar ve şükreder.

Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibadetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azaba yakalanır ve çok pişman olur

Allahü teâlâ bize, insanların mümin olanlarını sevmemizi, onlara karşı saygı beslememizi ve asla kırıcı olmamamızı, kalblerinde ne sakladıklarını bilemiyeceğimizi, hareketlerimizi buna göre ayarlamamızı http://www.kalptensozler.com/ebu-hanife-sozleri.html emretmiştir.

Allahü teâlâ, kendisine şükür ismini vermiştir. Çünkü Allahü teâlâ, iyiliği ödüllendirir. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.

Günah işlemeyi zillet; günahı terk etmeyi mürüvvet gördüm ve bildim.

Din ilminde konuşan kimse, Allahü teâlânın kendisine: Benim dinimde sen nasıl fetva verdin, nasıl söz söyledin? sualini sormayacağını zannediyorsa, kendisine ve dinine gevşeklik etmiş olur.

Mümin, Allahü teâlânın kendisini devamlı denetlediğini bilir. Kimsenin bulunmadığı bir yerde veya herkesin yanında olsun, mutlaka Allahü teâlânın onu denetlediğine inanır. Krallar ve sözde büyük adamlar ise, ne gizli ve ne de açık bir yerde herhangi bir www.kalptensozler.com kişiyi denetleyemezler.

Eğer bilmediklerim ayağımın altında olsaydı, başım göğün en yüksek katına değerdi

Bilmediklerimi ayaklarımın altına alsaydım başım göğe değerdi.

Bir kimse fıkıh bilmez, fıkhın kıymetini ve fıkıh âlimlerinin değerini bilmezse, böyle âlimlerle oturmak [kitaplarını okumak, fıkıh öğrenmek] kendisine ağır gelir.

İnsan, her şeye şifa veren tek varlığın Allahü teâlâ olduğuna inanır; bununla beraber derdine deva olması için ilaç kullanır. Çünkü ilaç bir sebeptir. Şifasını verecek olan ise Allahü teâlâdır.

Eshab-ı kiramdan bize gelen, bildirilen her şeyin başımızın üstünde yeri vardır 


Bizim Sosyal Hesaplarımız;  Facebook    Twitter    Instagram    Google+    Pinterest 


 A    B    C    D    E    F    G    H     I     J    K    L    M    N    O    P    R    S    T    U    V    Y   

Paylaş

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.