Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladığı bu yolculuk bir çok kitap yazarak adını duyurmuştur. Ülkenin önde gelen şairlerinden olmuştur.

Bu büyük şair için hazırladığımız sayfamızı sizlere armağan ediyoruz. Yazımız geniş kapsamlı dini, aşk ,tasavvuf vz. Sözlerini derleyerek bir araya getirdik.

Yazımız da necip fazıl kısakürek kapak sözleri, necip fazıl şiirleri, necip fazıl hayatı, mehmet akif sözleri, necip fazıl sözleri resimli olarak ele aldık.

İlginizi Çekebilir : Attila İlhan Sözleri


Necip Fazıl Kısakürek Tefekkür Sözleri

Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûmsa, gönülden düşen insan da unutulmaya mahkûmdur.


Kendi içimizde ve kendi cebimizde kaybettiğimiz, sonra körler gibi el yordamıyla eşya ve hadiseleri sığayarak hep dışımızda ve yabancı ceplerde aradığımız, aradıkça kaybettiğimiz, kaybettikçe bulduk sandığımız, bulduk sandıkça kaybımızı derinleştirdiğimiz anahtarın kum üzerindeki yuvası… BÜYÜK DOĞU budur. O, hem bir mana, hem bir mekân ismi ve belli başlı bir ruhun, kendisiyle beraber bütün insanlığa örnek halinde donatacağı Doğu âlemine remz…


Gerçekten bu dünyada müessirleri bilinmeyen ve mucize çapında görülmeye değer iki büyük vakıa vardır: Biri Yunan zuhuru öbürü de uçsuz bucaksız çöllerde insanı sarhoş eden bir mana rüzgârı halinde esici Arap dili. Bir devenin adım atışını 72 ayrı kelimeyle ifade eden bu dil, önceden badiyede hiçbir büyükşehir kurulmaksızın ve hiçbir insani tefekkür kaynaşmasına şahit olmaksızın, nereden ve nasıl gelmiştir? Yunan harikası gibi, bu da kaynak bakımından büyük meçhullerden biri…


Eğer kahramanlıklarını tatbik edecek mevkide değillerse, kendi eserlerini inkar eder sahte kahramanlar; ve umumiyetle birbirlerini sevmezler. Her biri öbürüne düşmandır.


Bazıları, “Ben Allah’ı severim, O’ndan korkmam!” der. Bilmez ki, korku, sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir. Sevgi korkunçtur. Dağın tepesini seven, uçurumdan nasıl korkmaz?


Topkapı Sarayı, eski mimarinin içine kapalı muhteşem, manalı ifadesidir. Ve onun yanında kümes gibi, küçücük Mecidiye Kasrı… Barok ve Rokoko dediği piç mimari, Avrupa’nın. Piç, köksüz mimari… Şu Beylerbeyi Sarayları, Dolmabahçeler filan… Hepsi aynı manada. Tanzimatçı kafası bu. Avrupalıyı dışından taklit… Avrupa’nın hiçbir çilesini bilmeden, tanımadan… Bütün bu ıslahat ve gayretler, bir vebalının yüzüne sıhhatli görünsün diye pudra serpmesinden farksızdır.


Akıldan büyük nimet, zekâdan ağır yük tanımıyorum.


Büyük tefekkür planında ve büyük içtimai sistemde milletçe zayıf olduğumuzu söylememiz lazım. Büyük çapı bulamıyoruz. Mesela, İslamî ölçülerin tam hakim olduğu devirde bile, bizde bir İmam-ı Gazali, Muhyiddin-i Arabi, bir İmam-ı Rabbani yetişmemiştir.


Hakikatte yangın, deri değiştiren ve yenisini tutturamayan Türk cemiyetindedir ve sonradan ahşap evlerin yerini alan göz boyama beton binalar, bu yangının çimentolaştırılmış küllerinden ibarettir.


Eller… Türlü bükülüşler, açılışlar, uzanışlarla insan ruhunun en zengin ifadecisi eller… Okşayan, tırmalayan, kavrayan, koyuveren, yalvaran, yumruklayan, dilenen, sadaka veren, bıçağa sarılan, duaya açan eller…


Gazete riyakâr, dergi cansız, kitap köksüz, okuyucu sağır… İşte Babıâli’nin dünkü, bugünkü ve yarın ki hali! Değişen, tipo baskı yerine ofset baskı ve fikir adına fuhuş albümcülüğü… Ve 5 bin yerine 500 bin tiraj… Felaket 100 misline ulaşmıştır.

İlginizi Çekebilir: Murat Menteş Sözleri


Kula kulluk etme! Unutma ki, sen de kulsun. Ve kimseye gerektiğinden fazla önem verme’ Yoksa unutulursun… https://www.kalptensozler.com/necip-fazil-kisakurek-sozleri.html


Asırlardır zindandayız! Neyin, hangi halin zindanıdır bu? Bir türlü hakikate ulaşamamanın, olamamanın, dünyanın en şaşalı oluşundan sonra, o oluşun aşkını kaybetmenin, birtakım hayallere kapılmanın, yapamamanın, edememenin, erişememenin, üstelik erişmekten alıkonulmanın muazzam zindanı…


Bütün Uhud Dağı altına döndürülse de benim olsa, onun tek dinarını yanımda alıkoymak istemezdim. Yalnız borcumu ödemeye yetecek miktarını saklardım.


Ölüme ilaç ölümdür.


Dava, nefsi öldürmek değil, yola getirmek olduğu içindir ki, İslamiyet’te ruhbaniyet mevcut değildir. Nefsin yemeğini, uykusunu, kalptensozler.com kadınını ve daha bin bir meşru zevkini kökünden kesen ve daha nice çileler çektiren batıl metotların da İslamiyet’teki gerçek erdiriş usulüyle hiçbir alakası yok. Her şey ölçüye bağlı. Belli başlı itidal hadleri içinde ve nizamlı… Yoksa öbür türlü, her taraftan gene nefis tecelli edecektir. O daima üste çıkan bir canavar.


Aşkın kanatlarını saymaya sayılar yetmez. O kanatlarla uçulmayacak, çıkılmayacak makam ve derece mi var?


Senin yaşamak dediğin nedir? Yaşamanın manasını mı soruyorsun? Sana göre bir cevap vereyim: Her işte ölümü unutmak faaliyetinden başka bir şey değil.


Mutlak istiklal, mutlak hakikat sahibinindir. İslam, ona teslim olup selameti bulmaktan ibarettir. Hürriyet ve istiklalin hakikati de işte bu hakikate teslimiyet ve esaret… Kendini Allah’a esir ver ki, hürriyeti bulasın ve hayvan hürriyetinden kurtulasın.


Ve en büyük inkılâbın, hiçbir zaman erişilmez, ancak imtisal edilir inkılâbın sahibi Allah Rasülü aleyhissalatü vesselam, Veda Haccı’nda kızıl tüylü bir devenin üstünde İslam’ın bilançosunu yaparken, her şeyin tamamlığını bütün Avrupalıları hayran bırakan, kelamın çıkamayacağı şu ölçüyle izah etmişlerdir: İşte zaman, devrini icra ede ede çıktığı noktaya vardı!


Felsefe, yalnız karşısındakinin yanlışını çıkarırken doğruyu söyler. Kendi doğrusunu söylerken daima yanlıştır.


Goethe’nin bir büyük sözü var. Diyor ki, “İnsanlar hayatında bir kere buluğ ıstırabı çekerler. Hâlbuki dehanın çocukları sık sık bu ıstırabı çekerler. Böylece her defa gençleşirler.


Bugün Pazar. Pazar, dinlenme günü… Pazar, eğlenme günü… Pazar, kendine gelme günü… Dinlenmeye, eğlenmeye, kendine gelmeye imkân bulanlar için bugün, işte o gün.


Dünyada hangi fikri, içtimai, iktisadi, ahlaki dava varsa, aradığının, arayıp da bulamadığının İslamiyet’te olduğunu bilseydi mesele mi kalırdı? Yazık ki, vecd ve aşkın kabuk bağladığı ve ruhların donup kemikleştiği devirlerden beri, bunu asıl Müslüman geçinenler bilemedi.


Kafası, ruhu, bilgisi, ahlakı, disiplini, iradesi olmayan ordu, tepelemeye değil, tepelenmeye memurdur. Bu iş için de bir avuç çöl faresi yeter.


Toprağa bağlan! Okuyup bilmekte şehirliyi aş, fakat şehirde gözün olmasın! Topraktan kitaba, kitaptan toprağa… Başka işe yer verme! Köylüye onun diliyle seslen, dünyayı onun kafasına göre anlat. Batı adamı aya gitse, yıldızlara kement atsa, ona inanma! Onun marifetini öğren, ruhunu ondan koru!


Tanzimat’tan sonrasını şöyle gör: İstanbul’da donanma, düğün, dernek… Anadolu’da karanlık, cenaze, kıtlık… Sınırlarda ateş, kan, göç… Her bucakta kargaşalık, kopuş, baş kaldırış… Yürü Anadolulu! Rum illerinin buzlu dağlarında, Arabistan’ın korlu kumlarında ölmeye… Dönüşü olmayan bir gidiş, bir sürülüş, bir sürükleniş… İşte manzara!


Talebe ne demektir? Talep etmekten, istemekten gelir bu isim… Talep etmek de bir ilimdir, bir ilk ilim… İlim isteyebilmek için de bir ilk ilim ister. Muallim de böyledir; bir taraftan öğretirken, bir taraftan da talebesi ona öğretir.


Akıl, kendi kendisini patlatmaktan başka hangi güce sahiptir ki?


Nihayet her yerde planını gerçekleştiren, bu arada, Türkiye’de dilediği fuhuş, ahlaksızlık ve iktisadî çöküş iklimini tutturan, gizli imparatorluğunun maketi minik İsrail devletini kuran, onunla İslam âlemi ve petrol dünyasının en nazik noktasına kazığını kakan, arı kovanı hummasıyla çalışan, çabuk seferber olmakta dünyada birinci orduyu meydana getiren, çevresinde kendisinden en aşağı 10 misli büyük Arap âlemini iflasa uğratan hep o…


İçimizde bu kadar perişan hale getirilmeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizliğe uğramayacaktık.


Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline


Hürriyet, kendisine aykırı hürriyetleri kabul etmedikçe, Hürriyet olamaz.


Çilemizi bile bile, göre göre, doya doya doldurmadıkça kurtulamayız. Elverir ki ıstırap çekmeyi, acıya katlanmayı bilelim… Acı çeken, acı çekmeyi bilen, onu savmayı da bilecek olan demektir.


Dava; bilen ve bilmeyen, anlayan ve anlamayan için tek: Hep solmayan renge, geçmeyen âna, pörsümeyen yeniye, bölünmeyen bütüne ulaşmak.


Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır.


Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu?


Durun, Abdülhamid tarihin en büyük kurbanıdır ve üzerinde sahte ilim imal edilmiştir.


Felsefe, çürük cevizlerle dolu bir denizde sağlam cevizi aramaktır.


Roman, icatçı bir hayat taklididir.


Necip Fazıl Kısakürek Dini Sözleri

Allah, ıstırabını çektirmediği şeyin, nimetini vermez.


Susmak, “Ya Sabır!” diyebilmektir. Öyle bir duadır ki, yürekte çınlar.


Nefs, ne bendir, benliktir; ne zattır, şudur, budur; kalb hakikati içinde, ruhun mukabil kutbunu gösteren ayrı ve bambaşka bir mevcuttur. Her insanda bu mevcut, daima gizli ve bazen aşikâr bir Allah düşmanı. Allah düşmanı yola getirilmedikçe, Allah’a yol açılmaz.


Kurban olduğum Allah’a bile günde beş vakit ulaşabiliyorken, kendini ulaşılmaz sananlara selam olsun!


Mekke, Kâbe’nin etrafında bir fanus… Kâbe, Mekke’nin içinde bir nur… Mekke bir şehir, Kâbe bir sır…


Filozofların bahsettiği değil, Peygamberlerin haberini getirdiği Allah!


Bilerek bilmeyerek Allah’a doğru yol almak vardır, varmak yoktur. Varabildiğimiz hiçbir şey, hiçbir ufuk Allah değildir. Allah, sonsuzluktur.


Camiye dikey olarak gel! Yatay olarak zaten geleceksin.


Biz dünyada kimsenin bulamadığı huzuru arayacak değiliz. Kalkar, abdest alır, huzurda eğiliriz.


Tek dava O’nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı.


O günah ki, insana küçüklük ve sığınma duygusu verir. Büyüklük ve kibir yapan ibadetten daha hayırlıdır.


İslam’ın kılıcı bizzat merhamettir.


Büyük cihat, milyonlarca insanın bir o kadar insanla kavgası değil; tek kişinin öz nefsiyle cengidir.

İlginizi Çekebilir: Cezmi Ersöz Sözleri


Duayı kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran, ancak sevdiği kuluna dua ettiren, sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan ve kendisine yönelmekten alıkoyan Allah’ım! Bizi affet!


Sen oku, dedi; her şeyden evvel oku! Ama okumaya başlamadan evvel bil, ne okuyacağını bil!


Allah’ın sevdiği cihad, zalim Emire söylenen Hakk kelimesi…


Allah Rasülü’nün kölesi olmayı en muhteşem sultanlık bilme saadeti; ve sureta bu köleliği kabul edip de emirlerin kabuğunda kalmak felaketi.


Dünya, Ahiretin tarlası…


Allah, de ve sus! Başka hiçbir şey söylemeye değmez.


Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez. Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.


Allah’a malik olan neden mahrumdur? Allah’tan mahrum olan neye maliktir?


Zor, çok zor bir gün… Ama Allah, verdiği her zorluğu misillerce fazla kolaylıkla takip edecektir. Öyleyse kumbara gibi biriktiriyorum. Dayanmalıyım. Sarf edenler! İflas edeceksiniz! Biriktirenler! Kazanacaksınız!


Gerçek hayat, burada olmayandır; var olup burada olmayan…


Ya Rakîb! Ey isimleri arasında beni en çarpan ad olarak “Rakîb” ismini gördüğüm Allah… Neyi karıştırsam, neyi eşelesem altından “Rakîb” ismin çıkıyor. Elimizi yakmaması için gaflet maşasıyla tuttuğumuz her şeyin üstünde kalptensozler.com ve altında sen, dibine vardırmak istediğimiz her hasretin içinde ve dışında sen varsın! Bir ismin de “Karîb”… Yakın… Yakın olan Sensin! Her şey uzak, her şey uzak… Ve bütün yakınlıklar, uzaklık…


Sermayem tek kelime, ALLAH azze ve celle.


Kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim. Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım!


Bir hadis var, ürpertir beni: “Hesaba çekilmeden, nefslerinizi hesaba çekiniz.”


Ayağın taşa takıldığında, “Allah kahretsin!” bile deme, dua et ki; taşa takılan bir ayağın var.


Her şeyden evvel bize dua nasib et, bizi duadan kesme Allah’ım! Duadan ve gözyaşından…


Yalnızca Allah’a inanın, gerisi inanılacak gibi değil.


Ne mutlu o kimseye ki, O’na iman eder; O da kendisine hidayet…


Gerçek keramet, kerametin gizlenmesidir.


Ölüm, içinde yokluğun bile vücudu olmayan bir yokluk.


Kâfire karşı dimdik, Allah’a karşı Vav gibi eğilirim!


İnsanlar ikiye ayrılır: vaktini beşe ayıranlar, vaktini boşa ayıranlar.


Necip Fazıl Kısakürek Aşk Sevgi Sözleri

Sen çok sev de bırakıp giden yar utansın.


Üstad’a sorarlar, “Sevgi mi, nefret mi?” diye. “Nefret.” diye cevap verir. Ve ekler, “Çünkü onun sahtesi olmaz.”


Önüne gelenle değil, seninle ölüme gidenle beraber ol.


Çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz. Aşk olmayınca, çile olmaz. Çile olmayınca ibda, meydana getirme cehdi olmaz, şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, olmaz.


Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun.


Kalplerinizi değiştirin. Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz. Kalp değişir miymiş istenince? Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalp. Ateşini bulsun, hemen değişir.


Ateşin yakamayacağı tek şey, Aşk!


Kadın; bir ufuk gibi kaçmayı, yaklaşıldıkça uzaklaşmayı, ama adım başında vaat etmeyi, derken vadini geri almayı, peşinden tekrar caymış görünmeyi bilen; erkek de civa damlası misali parmaklarından kaçıcı bu yaratığı bayıltıp durdurmayı ve parmağına yapıştırmayı becerebilendir.


Bir giden var, bir de beklenen.


Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim…


İnsan sevme hissini israf etmemeli, kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli.


Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün, beni yanında bulamazsın.

İlginizi Çekebilir: Cihan Özdemir Sözleri


Bin “günahın” olsa da bana, bir “gün âhım” yok sana…


Bir bekleyenin olmalı. Sen kendinden vazgeçsen de senden vazgeçmeyen…


Yusuf, baştan aşağı iffet olduktan sonra; Züleyha, baştan aşağı afet olsa ne yazar?


Zaten sensiz ve senden habersiz alınan nefes, varlığın değil, yokluğun soluğu.


Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir.


Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim!


Aşk… Her şeyin başı ve sonu aşk…


Bir hoşça kala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.


Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

İnsanları tanıdıkça, seveceksin yalnızlığı.


Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir; yaşamak güzeldir.


Hayatı müsvedde yaşamayın. Temize çekmeye vaktiniz olmayabilir.


Ulvî mantık, mantıksızlığa benzer.


Güneş karşısında ancak kamer vücut bulabilir; başka bir güneş değil…


Bir sigara kâğıdı kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.


Elin oğlu okur atomu böler… Bizimkiler okur, milleti böler.

İlginizi Çekebilir: Ömer Muhtar Sözleri


İdrakin aczini idrakten büyük idrak yoktur.


Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil.


Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.


Kızgınlık gürültülüdür, kırgınlık sessiz.


Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısını da uyutularak.


Basit kişiler hep ilgi görür. Kaliteli kişiler hep yalnızdır. Ucuz malın alıcısı çoktur.


Ben geçmişimi dürdüm, büktüm, çöpe attım. Çöpü karıştırmak köpeklerin işidir


Sonunda, “Eyvah!” diyeceğin şeye, başında, “Eyvallah!” deme. Pişman ol, fakat pişman ölme!


Reis Bey, beni asacaksınız. Fakat ruhum sizi bu dünyada ve ötelerde adım adım takip edecek!


Aydınlık yolu herkes bulur, mesele karanlık yolda ışık aramak.


Latinceyle, Yunancayı kovduğumuz zaman, Fransızca, içinde tek seyircisi kaldığımız bir tiyatroya döner.


Baktığımız her ufkun öte yanına hasret bir ömür sürüyoruz, nereye varsak hicret…


Davası olmayan fikir işsizi, sadece dedikodu yapar.


Zaten bütün dünya, başı dönen milyonlarla başı dönmeyen birkaç kişiden ibaret.


Siz hiçbir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz.


Sakın ola köprüyü geçene kadar dahi olsa, ayıya dayı deme! Olur ya, tam yarı yolda köprü yıkılıverir… Öteki tarafa ayının yeğeni olarak gidersin.


İnsanı olgunlaştıran, yaşı değil, yaşadıklarıdır.


Kendinden kurtul ve ol! Olmak, işte bütün mesele…


Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz. “Yürüyeceğim!” de. Bas ve yürü.


Necip Fazıl Kısakürek Anlamlı Sözler

Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım!


Anlamak lazım değil, inanmak lazımdır.


Cevabımın şiddetinden susuyorum!


Herkesi bu hale birbiri getirdi. Herkes, herkesi affetsin.


Öyle insanlar vardır ki, lağıma düşseler, lağımı kirletirler.


Gökler dolusu sustum ve gök gürültüleriyle doldum.


Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur.


İki çeşit insan vardır: zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşen, zaman geçtikçe yüzsüzleşen.


Gözyaşı, suçun rengini soldurmaz.


Adam olmak; cinsiyet değil, şahsiyet meselesidir.


Hâlâ anlamıyor musun? Avrupalı kızağından inme. Kaptanı Yahudi, çarkçısı mason, tayfası dönme, rotası dinsizlik, hürriyet gemisinden ne bekliyorsun?


Felaket bilinen şey, saadet zannedilen şeyden çok daha az yakıcıdır.


Küçük parçalara hor bakmayın, onlar bütünden habercidir.


Buz çölünde yol alıyorsunuz, Reis Bey!


Konuşmuyorsunuz? – Arada bir tutulurum; kelimelere güvenim kalmaz.


Ölmeyi bilmek lazım, yaşamaya hak kazanmak için.


Tövbe kapısı açık dediysek, yeni günahlara koşman mı gerek?


Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür.


Hürriyet nedir? Vasıta mı, gaye midir? Hangi hadlerle çevrilidir? İnsan olmanın baş şartı hür olmak iken, eşek olmanın tek vasfı da hiçbir had tanımamak ve dilediği yerde işemek değil midir?


Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.


İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork!


Gafil halk, kesik ve bitkin, bir laf eder: Yarın olsa da bir iş işlesem… Bilmez ki, bugün dünün yarınıdır. Bugün ne işlemiştir ki, yarın bir şey işleyebilsin?


İnsan ne aptaldır! Mucize içindeyken mucize bekler!


Aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan. Bahaneydi sonbahar.


Bizler açlıktan karnına taş bağlayan peygamberin, doymak bilmeyen ümmetiyiz.


Üstad’a sormuşlar, “Kırılan kalp yine sever mi?” Üstad, “Evet.” demiş. Yine sormuşlar, “Üstadım, siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?” Üstad yine cevap vermiş, “Peki, sen bardak kırıldı diye su içmekten vazgeçtin mi?


İslamiyet, Avrupa’dan gelse Müslüman olacaksınız.


Edep, hududu muhafaza etmektir. En büyük edep, ilahi hududu muhafaza.


Kendini dünyalar değerli sananlara kısa bir not: Dünya beş para etmiyor.


Bazı kişiler vardır ki, onlara alçak bile diyemem. Çünkü alçaklık bir seviyedir, onlar bir çukurdur.


Hava kirliliğinden değil, hayâ kirliliğinden nefes alamıyoruz.


Hayvandan insana dönen yoktur ama, insandan hayvana dönen çoktur!


Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu.


Güzele bakmak değil, güzel bakmak sevaptır.


İki insan çeşidi vardır: Zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşen, zaman geçtikçe yüzsüzleşen!


Özlü Sözler kategorisinde  en güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözlerini hazırlamaya çalıştık. Sizlerinde sayfamıza katkı sağlamak isterseniz yorum kutusuna güzel sözlerinizi bekliyoruz. Sitelerimizi Sosyal medya hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

İlgili Sayfalarımız; İlhan Berk Özlü Sözleri , Küçük İskender Sözleri

Bizim Sosyal Hesaplarımız;  Facebook    Twitter    Instagram    Google+    Pinterest 


 A    B    C    D    E    F    G    H     I     J    K    L    M    N    O    P    R    S    T    U    V    Y   

Paylaş

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.